Seodaemun Hapishanesinden Güney Kore’nin Özgürlük Mücadelesine

Güney Kore denildiğinde çoğu insanın aklına modern gökdelenler, K-pop, teknoloji ve hareketli sokaklar gelir. Oysa bu ülkenin yakın tarihi, bugün gördüğümüz modern yüzünden çok daha sert ve karanlık bir geçmişe dayanır.

Seul’ün ortasında yer alan Seodaemun Prison History Hall, işte tam olarak bu geçmişin sessiz tanığıdır. Burası kolay gezilecek bir yer değil ama eğer seyahat ettiğiniz ülkenin tarihini anlamak istiyorsanız mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Seodaemun Hapishanesi’ni anlamak için önce Kore’nin Japon sömürgesi dönemini bilmek gerekir.

1910 yılında Kore resmen Japon İmparatorluğu tarafından ilhak edildi. Ardından gelen 35 yıl boyunca Kore halkı ağır bir asimilasyon politikasıyla karşı karşıya kaldı.

Korece eğitim sınırlandırıldı,

Kültürel kimlik baskı altına alındı,

Ülke ve ekonomik kaynaklar kontrol altına alındı,

Siyasi muhalefet sert biçimde bastırıldı.

Koreliler Japon isimleri almaya zorlandı, Japonca konuşmaları teşvik edildi ve imparatora bağlılık dayatıldı. Ancak bu baskı, direnişi de beraberinde getirdi.

1919 yılında gerçekleşen 1 Mart Hareketi, milyonlarca Korelinin bağımsızlık talebiyle barışçıl gösterilere katıldığı tarihi bir dönüm noktasıydı. Fakat sömürge yönetiminin cevabı sert oldu. Binlerce kişi tutuklandı, işkence gördü ve öldürüldü.

Tutuklananların önemli bir kısmı Seodaemun Hapishanesi’ne getirildi.

Seodaemun Hapishanesi 1908 yılında Japon yönetimi tarafından inşa edildi. Amacı açık. İmparatorluk karşıtı hareketleri bastırmak ve bağımsızlık yanlılarını susturmak.

Bugün hapishane müze olarak gezilebiliyor. Koridorlar, hücreler ve sorgu odaları hâlâ ayakta. Mimari bile kontrol ve gözetim mantığı üzerine kurulmuş. Uzun koridorlar, birbirini gören hücre blokları, izole edilmiş alanlar… Burada kalanlar arasında bağımsızlık aktivistleri, Öğrenciler, Din adamları, Gazeteciler ve sivil direnişçiler var.

En bilinen isimlerden biri, 1 Mart Hareketi’nin sembol isimlerinden olan genç aktivist Yu Gwan-sun’dur. Henüz 17 yaşındayken tutuklandı, ağır işkencelere maruz kaldı ve hapishanede hayatını kaybetti. Bugün Kore’de özgürlük mücadelesinin simgelerinden biri olarak anılır.

Seodaemun Hapishanesi’ni gezerken en çarpıcı olan şey dramatik anlatımlar değil, mekânın kendisi.

Dar hücreler. Az ışık alan pencereler. Kalabalık koğuşlar. İnfaz alanı.

Bazı hücreler mahkumların ayaklarını uzatamayacakları kadar küçük. Sorgu odalarında uygulanan işkence yöntemleri belgeleriyle birlikte sergileniyor. Mekânın sessizliği anlatılanlardan daha ağır geliyor insana.

Bu tarih çok eski değil. Birçok Koreli aile için hâlâ kişisel bir hafıza.

1945 yılında Japonya’nın II. Dünya Savaşı’nda yenilmesiyle Kore özgürlüğüne kavuştu. Ancak bu özgürlük kısa sürede yeni bir belirsizliğe dönüştü. Yarımada 38. paralel boyunca ikiye bölündü. Ardından 1950’de Kore Savaşı başladı.

Seodaemun Hapishanesi, Japon sömürge döneminden sonra da bir süre farklı amaçlarla kullanılmaya devam etti. 1987 yılına kadar resmî olarak cezaevi olarak hizmet verdi. Bu tarih aynı zamanda Güney Kore’nin demokratikleşme sürecinin hızlandığı bir döneme denk gelir.

Seodaemun Hapishanesi yalnızca bir müze değildir. Kore’nin modern kimliğini anlamak için bir anahtar bence.

Bugün Güney Kore’nin ekonomik başarısı, demokratik yapısı ve küresel etkisi tesadüf değildir. Bu noktaya gelmek, uzun bir direniş ve bedel ödeme sürecinin sonucudur. Buradan çıktıktan sonra Seul’ün modern caddelerine dönmek insanı düşünmeye zorlar. Bugünün canlı, enerjik Güney Kore’si, bu duvarların içinden geçen acıları unutmadan yükselmiştir.

Kalın Sağlıcakla

Yazıyı Paylaş

Önerilen Yazılar