Svinafellsjökull Donmuş Zamanın Üzerinde Yürümek

Svinafellsjökull’a vardığımızda gün batımına yaklaşıyordu. Işık yavaş yavaş yumuşamaya başlamış, buzulun yüzeyi gri, mavi ve gümüş tonları arasında değişiyordu. Burası ilk bakışta sessiz ve hareketsiz gibi görünse de biraz durup baktığınızda aslında sürekli çalışan bir sistemin içindeymişsiniz hissi veriyor.

Svinafellsjökull, İzlanda’nın güneydoğusunda yer alıyor ve Avrupa’nın en büyük buz örtüsü olan Vatnajökull’un kollarından biri. Ana buz kütlesinden ayrılarak vadi boyunca ilerleyen buzul İzlanda’daki buzul yapısını anlamak için oldukça iyi bir örnek.

Çoğu insan buzulları dev, donmuş ve sabit kütleler olarak hayal eder. Oysa gerçek çok farklı. Buzullar aslında yaşayan sistemlerdir. Her yıl yağan kar üst üste birikir, sıkışır ve zamanla buza dönüşür. Buz kendi ağırlığı altında çok yavaş bir şekilde aşağı doğru akmaya başlar. Svinafellsjökull da bu sürecin yıllardır devam ettiği bir yer.

Yürürken fark ediyorsunuz buzul sadece bulunduğu yerde durmuyor, çevresini de şekillendiriyor. Geçtiği kayaları aşındırıyor, vadileri derinleştiriyor ve çevreyi adım adım değiştiriyor. İzlanda’daki birçok vadi, nehir ve göl aslında bu uzun buzul hareketlerinin bir sonucu.

Buzulun yüzeyinde görülen koyu renkli çizgiler ise ilk bakışta kir gibi durabilir. Ama bunlar geçmişte yaşanmış volkanik patlamalardan kalan kül tabakaları. İzlanda’nın volkanik yapısı sayesinde bu kül katmanları, buzulun içinde adeta zaman çizgileri oluşturmuş. Her çizgi, yüzlerce yıl öncesinden kalma bir hikâyeyi taşıyor.

Svinafellsjökull’un önünde yer alan buzul gölü de dikkat çekici. Bu göl, buzun erimesiyle oluşmuş doğal bir alan. Ben oradayken yüzeyi tamamen donmuştu. Cam gibi bir görüntüsü vardı ama yüzeydeki çatlaklar, buzun hâlâ hareket ettiğini açıkça gösteriyordu. Dışarıdan sakin görünen bu alanın altında sürekli bir basınç ve değişim devam ediyor.

Buzulların doğa için neden bu kadar önemli olduğunu burada daha net anlıyorsunuz. Buzullar, ten büyük tatlı su depolarından biri. Eriyen buzul suları nehirleri besliyor, toprağa mineral taşıyor ve birçok ekosistemin devamlılığını sağlıyor. Aynı zamanda güneş ışığını yansıtarak gezegenin ısınmasını yavaşlatan doğal bir denge unsuru görevini görüyorlar.

Ancak buzullar sadece güzel ve öğretici değil, aynı zamanda riskli alanlar. Yüzeyin altında su kanalları, boşluklar ve zayıf noktalar bulunabiliyor. Ani buz kopmaları, çökmeler ve hava koşullarındaki hızlı değişimler ciddi tehlikeler yaratabiliyor. Bu yüzden İzlanda’da buzul yürüyüşlerinin genellikle rehberli yapılması öneriliyor. Burası doğaya meydan okunacak bir yer değil, doğayla uyumlanılması gereken bir alan.

Svinafellsjökull aynı zamanda iklim değişikliğinin çok net gözlemlenebildiği yerlerden biri. Eski fotoğraflara baktığınızda buzulun vadinin çok daha ilerisinde olduğunu görmek mümkün. Bugün o alanların bir kısmı artık çıplak kaya ve çakıllarla kaplı. Buzul, sessizce geri çekiliyor.

Burada dururken şunu fark ediyorsunuz: Svinafellsjökull sadece bir manzara değil. Aynı zamanda bir hatırlatıcı. Doğanın ne kadar güçlü ama bir o kadar da hassas olduğunu gösteren canlı bir örnek.

İzlanda’da birçok yer etkileyici olabilir ama bazı yerler insana bir şey öğretir.

Svinafellsjökull da onlardan biri.

Sessiz, yavaş ve sabırlı bir öğretmen gibi.

Yazıyı Paylaş

Önerilen Yazılar

En Popüler