Vestmannaeyjar’a doğru yola çıktığım sabah İzlanda güzel bir yaz planlamıştı benim için. Pastel boyalarla boyanmış bir gökyüzü ve herşeyin çok güzel olacağının işareti olan ufuk çizgisi.

Feribot yolculuğu sorunsuz ve etkileyici bir şekilde organize edilmişti.
Güverteye çıkmadan önce bir kahve alma için kantine uğradım. İlk kahvenizi aldıktan sonra aynı kağıt bardağı kullanmak şartı ile sınırsız kahve içebiliyorsunuz. Sanırım ne kadar çok kahve içebileceğimin farkında değiller.


Güvertede durup rüzgarın ceketimi çekiştirmesini hissederken bir dizi volkanik adanın okyanustan yavaşta yükselişini izledim. Gözlerim balina arıyor ama belli ki balinaların başka planları var bu sabah. Fakat Puffin kuşları feribotumuza eşlik etmeye geliyor sakince.
Volkanik adalar yaklaştıkça daha çok uyuyan devler gibi görünüyor, yeşil yamaçları deniz kuşlarının çığlıklarıyla canlanıyordu.


Heimaey adasına yani takımadaların tek yerleşim yeri olan adaya ayak bastığımda rüzgar güneşe eşlik ediyordu. Bazen neşeli, bazen şiddetli. Rüzgar sadece kayalıkları ve lav alanlarını değil buradaki yaşamın ritmini de şekillendirmiş.


Küçük şehir merkezinin sokakları sade ama çekiciydi. Balıkçı tekneleri limanda hafifçe sallanıyor. Balıkçılık adanın kalbi gibidir; nesiller boyu aileleri geçindirmekte ve toplumu denize hem eski hem de kalıcı bir şekilde bağlamaktadır.


Vestmannaeyjar adasına asıl geliş amacım Puffinleri görmek olsada görmek istediğim başka yerlerde var.
Dik yamacı takip ederek genişçe bir golf sahasından geçtikten sonra adadaki ilk durağıma vardım.


Ziyaret ettiğim ilk yer Elephant Rock, bazalt üzerinde rüzgarın ve yağışların yüzyıllarca çalışması ile ortaya çıkan Fil’e benzeyen bir kaya. Doğanın elinden çıkmış devasa bir sanat eseri. Hortumu okyanusa dalmış bir fil.
Sonraki durak Puffinler.


Adanın ufak olması ulaşımı çok pratik bir hale getiriyor. Puffinlerin yuva yaptığı yamaçlarda yürürken güneş kendini hissettirmeye başlamıştı bile.


Yaz aylarında bu adalar milyonlarca deniz kuşuna ev sahipliği yapar, ancak hiçbiri puffinler kadar büyüleyici değildir. Parlak gagaları turuncu, kırmızı ve sarı renklerle bezenmiş siyah lav kayalarının üzerinde parıldarken, meraklı gözleri onlara düşünceli ve yaramaz arasında bir ifade kazandırıyor.


Gerçek bir denizci olan bu kuşları izlerken zamanın matematiği ortadan kalkıyor. Keşke bu kuşlarla aynı dili konuşabilseydim. Eminim bana anlatacak çok hikayeleri vardır.
Puffinler yılın çoğunu denizde geçirirler, ancak her yaz yavrularını büyütmek için buraya geri dönerler. Heimaey halkı gibi, buraya ne kadar bağlı oldukları beni çok etkiledi.
Puffinler hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz sadece bu denizci kuşlar hakkında yazdığım bir önceki yazıma göz atabilirsiniz.


Yürüyüşüme devam ederken ada yeni güzellikler çıkardı karşıma. Huzurlu gökyüzüne karşı tek başına duran deniz fenerinde durup sonsuz ufku seyrettim. Oradan vahşi manzaraya karşı tek başına duran küçük beyaz bir yapı olan “Yalnız Ev”i görebiliyordum. Uzaktan bakıldığında neredeyse gerçek dışı görünüyordu, sanki İskandinav halk masallarından çıkmış gibi bu adaları tanımlayan izolasyon ve güzelliği hatırlatan bir görüntü.

Hep fotoğraflardan gördüğüm Yalnız Evi bir gün kendi gözlerimle görebileceğim hiç aklıma gelmezdi.
Adada gezerken ada hakkında bilmediğim bazı gerçekleri de öğrenmeye başladım.
1973 yılının Ocak ayında, bir volkanik patlama Heimaey’i bir gecede değiştirmiş. Kasabanın hemen dışında yerden patlayan volkan ve 5.000’den fazla sakinin tahliye edilmesine neden olmuş. Evler yanmış, tarlalar yok olmuş ancak halk olağanüstü bir cesaretle mücadele etmiş. İlerleyen lavların üzerine deniz suyu pompalayarak, akışını yavaşlatmayı başarmışlar ve topluluğun can damarı olan limanı kurtarmışlar.


Vestmannaeyjar’da yaşam kolay değil. Rüzgar acımasız ve okyanus affetmez olabilir. Tarih doğanın buradaki her şeyi ne kadar çabuk yeniden şekillendirebileceğini göstermiştir. Yine de insanlar burada yaşamaya evam ediyorlar.
Topluluklarına olan güvenleri, gelenekleri ve okyanusla olan olağanüstü bağları nedeniyle buraya kalmaya devam ediyorlar. Her yıl geri dönen Puffinlerle aynı nedenden dolayı kalıyorlar çünkü burası onların evi.


O akşam feribot beni ana karaya geri götürürken, adalar kuş çığlıkları içinde kayboldu. Vestmannaeyjar’ın sadece ziyaret edilen bir yer olmadığını fark ettim.
Burası dayanıklılık, güzellik ve doğanın vahşi öngörülemezliğiyle uyum içinde yaşamanın izlerini bırakan bir yer. Burası birlik, barış ve doğa ile uyum içinde yaşayan insanların yaratacağı güzel dünyaya örnek bir yer..
Kalın Sağlıcakla